25 Temmuz 2013 Perşembe

korkak

sabahın altısında uykusuzluk sayesinde yazacağım bu yazıyı dikkate almamanızı önemle rica ederim

karışık bir günün sonunda eline geçen tek şeyin bitmiş veya yıpranmış bir benlikten başka birşey olmadığını bu sabah vaktine kadar anlayamamıştım.elimde tuşlar ve beyaz bomboş sayfalar önümde ne kadar yazsamda sonuna yetişemeyeceğim bir platformdayım

bilgisayarın sonsuzluğa açılan kapı olması ve bunu bana basit bir word belgesiyle sunması beni şaşırtıyor.
hiç bir zaman aşamayacağım bir sınırların olması aslında sınırımın olmadığını da göstermiyor mu.

içimle olan konuşmamı dışa dökünce ne kadar üçüncü sınıf kahve filozofları gibi boş ve anlamsız konuştuğumu farkettim

sosyal bilimleri o yüzden sevmiyorum.net değil sonu yok bir dayanağı yok.her an değişebilir yerine yenisi gelebilir

mantık sarayındaki koltuğu pek de sağlam değil.

şimdiden aklım parmaklarım yorulmaya başladı bu aptal denemeler ilerde gözüme daha kötü gözükecek ama o zaman da amatörlügüme ve cahil cesaretime verip kendimi affedeceğim

heralde kendimi sadece daha daha ilerde affedebiliecegim ki kayde değer bir sucum olmamasına rağmen.

keşke hepsini bir cümlede eritip toparlayabilsem

üçüncü sınıf acılarda boğulmuşum belkide su yüzüne çıkan son kabarcıklarım bunlar.
evet son cümle cok acıların cocugu emrah oldu
kabul

ne diyorsun ne diyorum dadaizmin çürük koridolarlarında boğulduk ikimizde
tsartan zara bile saçma buluyor bizi
daha da dibine gitmeliyiz
sonunda bulacagından mutlu olacak mısın
dedigine sey sıfatını bile ekleyemiyorum
kendi başına tenis oynayan biri ne kadar insan canlısı olabilir
neden uykusuzdaki yazarlar gibisin
gibi bile olamayacak kadar güvenmiyorsun kendine
bir bardak suyun minnetini bile göremez haldesin
bitmişsin yada yeniden doğuyorsun doğan güne lanetler eşliğinde
sarhoşun kusarken ki halini gözünün önüne getirdiğinde yüzünün aldığı şekil bile
yapmacık
düşün ki bulacaksın gerçeği 
Aklına ilk gelenlerin bile yardım edemeyeceği hale gelmişsin
tutunamayanlar bile beğenmiyor seni
varlığın hiç bir yere  tam uymuyor 
gerçek amacını bulamıyor
bu dialog monolog sevişmesinin sonunda doğacak çocukta

eminim bir boka benzemeyecek
yetim ve öksüz bırakacaklar onu da
kendi kendine ögrenecek okumasını
olmayan ana babasının sesini hayal dünyasında gene kendi seslendirecek
büyük yalanların bile üstünü örtemeyeceği gerçekler karşısında doğuştan sahip olduğu
kelimeler de yetmeyecek durumu kurtarmasana

kurtuluşamayacak
harap bitap şekilde son harfine kadar okunacak 
doğuştan almış olduğu soluk rengi bile
onu nitelemede 
zayıf kalacak

nedendir bilinmez.

mezar taşının üstündeki 2 kelime
16 harf bir noktaydı topu topu

artık başına taştan bir taç bile gerekmez



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder