karışık bir günün sonunda eline geçen tek şeyin bitmiş veya yıpranmış bir benlikten başka birşey olmadığını bu sabah vaktine kadar anlayamamıştım.elimde tuşlar ve beyaz bomboş sayfalar önümde ne kadar yazsamda sonuna yetişemeyeceğim bir platformdayım
bilgisayarın sonsuzluğa açılan kapı olması ve bunu bana basit bir word belgesiyle sunması beni şaşırtıyor.
hiç bir zaman aşamayacağım bir sınırların olması aslında sınırımın olmadığını da göstermiyor mu.
içimle olan konuşmamı dışa dökünce ne kadar üçüncü sınıf kahve filozofları gibi boş ve anlamsız konuştuğumu farkettim
sosyal bilimleri o yüzden sevmiyorum.net değil sonu yok bir dayanağı yok.her an değişebilir yerine yenisi gelebilir
mantık sarayındaki koltuğu pek de sağlam değil.
şimdiden aklım parmaklarım yorulmaya başladı bu aptal denemeler ilerde gözüme daha kötü gözükecek ama o zaman da amatörlügüme ve cahil cesaretime verip kendimi affedeceğim
heralde kendimi sadece daha daha ilerde affedebiliecegim ki kayde değer bir sucum olmamasına rağmen.
keşke hepsini bir cümlede eritip toparlayabilsem
üçüncü sınıf acılarda boğulmuşum belkide su yüzüne çıkan son kabarcıklarım bunlar.
evet son cümle cok acıların cocugu emrah oldu
kabul
ne diyorsun ne diyorum dadaizmin çürük koridolarlarında boğulduk ikimizde
tsartan zara bile saçma buluyor bizi
daha da dibine gitmeliyiz
sonunda bulacagından mutlu olacak mısın
dedigine sey sıfatını bile ekleyemiyorum
kendi başına tenis oynayan biri ne kadar insan canlısı olabilir
neden uykusuzdaki yazarlar gibisin
gibi bile olamayacak kadar güvenmiyorsun kendine
bir bardak suyun minnetini bile göremez haldesin
bitmişsin yada yeniden doğuyorsun doğan güne lanetler eşliğinde
sarhoşun kusarken ki halini gözünün önüne getirdiğinde yüzünün aldığı şekil bile
yapmacık
düşün ki bulacaksın gerçeği
Aklına ilk gelenlerin bile yardım edemeyeceği hale gelmişsin
tutunamayanlar bile beğenmiyor seni
varlığın hiç bir yere tam uymuyor
gerçek amacını bulamıyor
bu dialog monolog sevişmesinin sonunda doğacak çocukta
eminim bir boka benzemeyecek
yetim ve öksüz bırakacaklar onu da
kendi kendine ögrenecek okumasını
olmayan ana babasının sesini hayal dünyasında gene kendi seslendirecek
büyük yalanların bile üstünü örtemeyeceği gerçekler karşısında doğuştan sahip olduğu
kelimeler de yetmeyecek durumu kurtarmasana
kurtuluşamayacak
harap bitap şekilde son harfine kadar okunacak
doğuştan almış olduğu soluk rengi bile
onu nitelemede
zayıf kalacak
nedendir bilinmez.
mezar taşının üstündeki 2 kelime
16 harf bir noktaydı topu topu
artık başına taştan bir taç bile gerekmez
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder